küçükkuyu gezi

Yeşilyurt Köyü

Yeşilyurt Köyü

Yeşilyurt Köyü 1250 703 Küçükkuyu Tanıtım Sitesi

Yeşilyurt Köyü

Kazdağları’nın eteklerinde sık bitki örtüsü ile hem deniz hem dağ turizminin birlikte yaşandığı Yeşilyurt Köyü, denize kıyısına uzaklığı sadece 3 km olan bir oksijen çadırıdır. Köydeki evler, taş mimarinin en güzel örnekleridir. Yüzyılların birikiminin oluşturduğu bu taş evler, son yıllarda İstanbul ve İzmir‘den gelen ve doğal yaşamı seçen ailelerin, hatta yabancıların gözdesi olmuş. Ayrıca rengarenk açan sardunyalar evlerin ön yüzlerini süslüyor. Yeşilyurt Köyü’nün patika yolları yürüyüşü sevenler için, ideal bir parkur oluşturuyor. Badem ağaçları ile bezenmiş yamaçları, şifalı bitkileri, baş döndürücü kokular saçan çiçek ve otları ile bezenmiş köy, özellikle astım ve kalp hastaları için gerçek bir şifa kaynağıdır. Bir zamanlar Rumların da yaşadığı köyün meydanında bulunan tarihi cami, minaresi ile dikkati çekiyor. Bu caminin yapımında Yunanlı ustalar çalıştığı için bu ilginç yapı, camiden ziyade kilise görünümünü andırıyor.

Yeşilyurt Köyü Drone Çekimi

Eğer Yeşilyurt‘ta konaklamaya karar verirseniz, otantik taş mimari üslupta inşa edilmiş oteller ve mimari özelliğini yitirmeden dekore edilmiş butik oteller ve pansiyonlar sizi beklemektedir. Yeşilyurt Köyü’nün otelleri, pansiyonları, butik otelleri size inanılmaz bir tatil yaşatacaklardır. Vadinin ortasında yeşillikler içinde huzur bulacağınız bu mekanlarda tüm yiyecekler Yeşilyurt ve çevre köylerden elde edilen doğal ürünlerle hazırlanıyor. Köy ekmeği, süt, peynir, yumurta, bal, zeytin, reçel, çeşitli otlar ve yöre yemekleri Ege’den ve Kazdağları’ndan gelen rüzgarın etkisiyle konuklar tarafından büyük keyifle tüketiliyor.

Yeşilyurt Köyü’nde Nerede Kalınır?

Yeşilyurt Köyü konaklama açısından oldukça geniş olanaklara sahiptir. Yeşilyurt köyünde birçok otel, motel, pansiyon bulunmaktadır. Köyün mimarisine uygun çoğu taş binadan oluşan otellerin bir kısmı Rum’lardan kalma binalarda hizmet vermektedir. Tarihi açıdan sizi çok farklı yerlere götürecek bu köyde konaklamak size huzur verecek.

Köyde birçok konaklama seçeneği mevcut. Bunlardan bir tanesi Sardunya Konak Butik Otel. Sardunya Konak 5 odası bulunan bir aile taş konağıdır. Odalarının 2’si direk Deniz manzaralı olup, 60 m² teras alanında akşam yemeğinizi yerken, kazdağları’nın bol oksjinenini soluyabileceksiniz.

Ayrıca köyde Manici Kasrı, Çetmihan Hotel, Atlıhan Butik Otel, Kısık Konağı, Reis Inn Hotel, Öngen Country Hotel gibi birçok konaklama seçeneği mevcut.

Yeşilyurt Köyü’nde Ne Yenir?

Yeşilyurt Köyü kahvaltı mekanları ve yöresel yemekler açısından da oldukça zengin bir köy. Mekanların hemen hemen hepsinde hem kahvaltı hem de zeytinyağlı yöresel yemekler bulabilirsiniz. Yörenin zeytin ve zeytinyağının neden çok meşhur olduğunu yediğiniz yemeklerden anlayabilirsiniz.

Köye daha gelmeden köyün girişinde sol tarafta Çınaraltı Şelale Restaurant, köy meydanında Çakır Kahvaltı Evi, Yeşilyurt Köy Konağı, Han Cafe ve Radika Cafe, köyün üst taraflarına doğru çıktıkça Ayten Abla’nın Kahvaltı & Mantı Evi gibi birbirinden kaliteli mekanlarda gönül rahatlığıyla kahvaltınızı yapabilir, yöresel yemekler yiyebilirsiniz.

Tüm bu firmaları incelemeniz için firmanın üzerine tıklamanız yeterlidir.

Yeşilyurt Köyü Fotoğrafları
Yeşilyurt Köyü Nerede? Yeşilyurt Köyü Harita

Zeus Altarı

Zeus Altarı 900 599 Küçükkuyu Tanıtım Sitesi

Zeus Altarı

Homeros, İlyada Destanında Tanrıların İda Dağında yaşadıklarından ve Troia (Truva) Savaşını buradan izleyip yönettiklerinden söz eder. Tanrılar Tanrısı Zeus’un da burada yaşadığı ve savaşı izleyip yönettiği yine bu destanda yer alır. Bölgede çalışma yapan araştırmacılar da bu yüksek, denize ve Edremit körfezine hakim bir tepe üzerine inşa edilen mekanın baş tanrı Zeus’a ait olduğunu düşünmektedirler.

Dede Tepe üzerinde bulunan Zeus Altarı olarak tanımlanan alan, kaya kütlesinin işlenmesiyle oluşturulmuştur. Bu kaya kütlesine kayaya oyuk basamaklardan oluşan merdiven ile çıkılmaktadır. Sunak nişleri, oturma platformları ve içi oyularak oluşturulan sarnıç mekanı bulunmaktadır. Sunağın altında bulunan oda büyüklüğündeki, içinde su bulunan bu sarnıça Zeus Mağarası denmektedir. Antik sunağın hemen yanında Çanakkale Savaşları’na katılan Erdem Dede’nin yatırı bulunmaktadır.

Bu haliyle Zeus Altarı ve çevresi günümüzde de kutsal alan olma özelliğini devam ettirmektedir.

Zeus Altarı Drone Çekimi

Zeus Altarı Fotoğrafları

Zeus Altarı’na Nasıl Gidilir? Zeus Altarı Nerede?

Sarıkız Efsanesi

Sarıkız Efsanesi 1024 680 Küçükkuyu Tanıtım Sitesi

Sarıkız Efsanesi

Kazdağlarında çok güzel bir kız yaşarmış ve adına da Sarıkız derlermiş, gel zaman git zaman Sarıkız’ın güzelliğini çekemeyenler onun hakkında kötü yola düştü diyerek dedikodu yaymaya başlamışlar ve onu lanetli ilan etmişler. Bunun üzerine babası da Sarıkız’ı alarak Kazdağının zirvesine bırakmış. Sarıkız dağda dolaşırken yanına bir kaz gelmiş ve ona birkaç yumurta vermiş. Sarıkız bunları saklamış ve bir süre sonra kaz yavruları yumurtalarından çıkıp büyümüşler. Günler günleri, aylar ayları kovalamış. Bir gün kar ve tipiden yolunu şaşıran iki yabancı Sarıkız’ın yaşadığı zirveye sığınmak zorunda kalmış. Sarıkız bu yabancıları kurtarmış, beslemiş ve sığınaklarına kavuşturmuş. Bu yabancılar dağdan indikten sonra köy halkına “Kaz dağlarında çok güzel, ermiş bir kız yaşıyor” demişler. Bu sözler Sarıkız’ın köyüne, anne ve babasına ulaşmış. Anne ve baba çocuklarına duyduğu özleme daha fazla dayanamayarak Sarıkız’ın yanına gitmişler. Sarıkız ile zirvede karşılaşan anne ve baba, Sarıkız ile sevgi ve hasretle kucaklaşmışlar. Bir ara baba kızından su istemiş, Sarıkız; “hemen şimdi” diyerek avuçları ile babasına su içirmiş, babası; “suyu nerden aldın?” deyince de “elimi uzattım, denizden aldım” demiş. Anne ve baba böylece kızlarının gerçekten ermiş olduklarını anlamışlar ve geri dönmüşler…

Sarıkız Fotoğrafları

Şahindere Kanyonu

Şahindere Kanyonu 1250 833 Küçükkuyu Tanıtım Sitesi

Şahindere Kanyonu

Kazdağı Milli Parkı içinde bulunan Altınoluk Şahin deresi kanyonu Kazdağlarından almış olduğu tertemiz, çam ve kekik kokulu havayı Edremit körfezine dağıtırken aynı zamanda denizden almış olduğu iyotlu, yosun kokulu havayı dağlara doğru taşımakta, doğal bir körük vazifesi görmektedir.

Kısaca  Şahinderesi kanyonu Edremit körfezinin bacası gibidir. Bu hava dolaşımından olmalı ki etrafı çeşitli endemik bitkilere ve yüzlerce farklı türde hayvanlara yaşam imkânı sunmaktadır. Kanyonun uzunluğu 26 km yüksekliği ise 600-700 metrelere kadar çıkmaktadır.

sahindere

Şahinderesi kanyonunu görmek için gelmek isteyen doğa severlere tavsiyemiz bu bölgede Alan Kılavuzu almadan gezmemeleridir. İzinsiz gezmek hem yasak, hemde oldukça tehlikeli olabilmektedir.

26 km uzunluğundaki kanyonu gezmek için Edremit Milli Parklar Mühendisliği ya da Zeytinli Kazdağı Milli Parkı Ön Tanıtım Bürosundan izin ve Alan Kılavuzu almak gerekmektedir.

Şahindere Kanyonu Fotoğraflar

Kadırga Koyu

Kadırga Koyu 1536 1024 Küçükkuyu Tanıtım Sitesi

Kadırga Koyu

Küçükkuyu – Assos arasında bakirliğini korumuş harika koylar vardır. Tertemiz deniz suyu etkiler insanı. Kadırga Koyu, iyi bir turizm beldesi olmaya aday yerlerden bir tanesidir. Aynı zamanda doğal yaşamın tahrip edilmemesi için doğal sit alanı ilan edilmiş. Kadırga Koyu’nda bugüne kadar irili ufaklı 14 turistik tesis yapılmış, ama hiç birisi doğayı bozmamıştır. Gürültülü şehir yaşamından uzaklaşmak isteyen insanların aradıkları yer burasıdır diyebiliriz. Kadırga Koyu’nda sizi rahatsız edebilecek tek gürültü kuş sesleridir.

Hasan Boğuldu

Hasan Boğuldu 900 629 Küçükkuyu Tanıtım Sitesi

Hasan Boğuldu Efsanesi

Efsaneye göre, yöre aşiretinden bir kız ile obalı bir delikanlı evlenmek isterler. Fakat töreler uymaz ve töre sınavları yapılmasına karar verilir. Kız, obalı delikanlıya “Benimle evlenmek istiyorsan aşiret büyüklerinin kararı olarak, 40 okkalık tuz çuvalını bizim dağa sırtından hiç indirmeden getirmelisin.” der.

Çünkü dağlı kız, tuz çuvalını hiç nefes almadan ovadan dağa götürebilmektedir. Delikanlı Hasan, Emine ile evlenebilmek için tuz çuvalını sırtlanır ve dağa çıkmaya başlar. Ne var ki sıcakta terlemiş ve tuz çuvalı sırtında derin yaralar açmıştır. Yarı yolda çıkamayacağını anlar ve Emine’ye durması için yalvarır, sonra kendini gölete atar. Emine töre kanununa göre duramaz arkasına bakmadan dağa varır. Hasan törenin isteğini yerine getirmemiştir. Ancak Emine bir süre sonra kulaklarında sürekli Hasan’ın yakarışlarını duyar, durmadığı için pişman olur. Hasan’ın ona yalvardığı göletin oraya gelip onu aramaya başlar. Göletin kenarında Hasan’a verdiği yemeniyi bulur ve o yemeniyle kendini orada bir ağaca asar.

Yazları azalmasına rağmen efsanedeki derenin aktığı bölgede suyun kenarında piknik masaları bulunuyor. Kızılkeçili Çayı üzerinde bulunan Sütüven Çağlayanı’nın biraz ilerisinde doğal kayanın havuz haline dönüştüğü, yemyeşil doğası, pınarı, küçük göletleri ve şelalesiyle çok hoş bir piknik mekanı Hasan Boğuldu.

Hasan Boğuldu Fotoğrafları

Başdeğirmen – Mıhlı Şelalesi

Başdeğirmen – Mıhlı Şelalesi 900 598 Küçükkuyu Tanıtım Sitesi

Başdeğirmen – Mıhlı Şelalesi

Küçükkuyu’ya hayat veren Mıhlı Çayı cömertçe sergilediği doğal güzellikleriyle mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir. Bölgeye giden yolun 5 km sonrasında karşınıza çıkan Başdeğirmen mıntıkası ünlü bir mesire yeridir. Mıhlı Çayı’nın bereketi toprağa öyle yaramış ki, ağaçlardan gökyüzü görünmüyor. Burada Rumlardan kalma bir değirmen var. Su yolları ve taşları aynen muhafaza edilen değirmen restore edilmiş. Roma döneminden kalma kemerli bir köprü de bu değirmene eşlik ediyor. Değirmenin bir kaç km sonrasında yüzülebilecek ölçülerde harika bir gölet ve bu gölete akan harika şelale bulunmaktadır.

Apollon Smintheion

Apollon Smintheion 797 598 Küçükkuyu Tanıtım Sitesi


Apollon Smitheion

Anadolu, Batı kültürünün oluşmasında, uzay çağının yakalanmasında, eski çağlardan bu yana bilge bir toprak olmuştur. Batı ile Anadolu’nun ilk çatışması salt Yunan bir kadının kaçırılması değil, Karadeniz’e açılma ve Anadolu’nun zengin kaynaklarına sahip olma isteğinde yatar. İzmirli büyük ozan Homeros, İlyada destanında, İÖ 1240 dolaylarında yaşanan bu savaşın, on yılının son elli bir gününü anlatır. Troya hiçbir biçimde Batı’dan gelenlerle yıkılmamıştır. Troya’yı yıkan depremler ve yangınlar olmuştur. Anadolu kültürleri böyle bir savaşı, ancak yüzyıllar sonra anımsamış ve atalarına olan borçlarını, kendi özünden çıkan bir destan aracılığıyla ilk kez bir kutsal alanın bütünlüğü içinde betimleyerek ödemiştir. Burası Çanakkale ili Ayvacık İlçesi, Gülpınar beldesi sınırlarında, Bahçeleriçi mevkiinde yer alan Apollon Smintheus Tapınağı’dır. Bu alandaki çalışmalarımızın nedeni, ünik yapının ve onun mimari bütünlüğü içinde can bulan İlyada destanını araştırmaktır. Karanlık Çağ sonrası (İÖ 8. yüzyıl ortası) güçlenen Ege’nin batı kıyıları ve adalarında, daha sonra, Büyük İskender ile başlayan (İÖ 336-323) zamanlarda, adına “Hellenistik Çağ ve Sanatı” dediğimiz, halkın özünden çıkan yeni oluşum; bu toprakların yontucularını, mimarlarını ve nice düşünürlerini hayatımıza katmıştır. Yeni oluşumun güzel örneklerinden biri de Hellenistik Çağ’da Anadolu’nun kuzey köşesinde yer alan Apollon Smintheus Tapınağı’dır.

Troas bölgesinde, Tanrı Apollon’un Smintheus epithetonu ile onurlandırıldığı kutsal alan, Anadolu mimarlık sanatıda, mimarisi ve plastik yapıtlarıyla özgün yapılar içinde yer alır. İÖ 2. yüzyılda oluşan kutsal alanlarda, dinselliğin öne çıkmasının ikinci plana atıldığı, kutsal alanların daha özgür bir biçimde halkın kullanımına açıldığı görülür. Anadolulu mimar Hermogenes’in getirdiği yeni tasarım, bu felsefenin en güzel yansımasını Gülpınar’daki Apollon Smintheus Tapınağı’nda ortaya koyar. Yapı, sütun başlığı altındaki son tambur olarak tanımladığımız, columnae caelata’ları (figürlü sütun tamburları) ve friz bloklarıyla tanınır. Bu mimari elemanlarda betimlenen İlyada anlatıları, yapının diğer bir özgünlüğüdür. Olasılıkla İÖ 2. yüzyılın ortasında yapılan tapınağın kimler tarafından finanse edildiği bugüne kadar sağlam verilerle saptanamamıştır . Tapınak 1866’da mimari yönüyle tanıtılmış, aradan geçen yüzyıl sonunda, 1980 yılında başlanan kazılar, tapınağı tekrar gündeme taşımıştır. Eski çağlarda Aleksandria Troas’a hizmet veren Apollon Smintheus Tapınağı, Roma Dönemi’nde Tuzla Çayı üzerine inşa edilen bir köprüyle işlevini sürdürmüştür. 1980 yılından bu yana süregelen kazılarda, onarım ve sergileme önceliklerdir.

apollon-header-2

Coğrafi Konum

Apollon Smintheus Tapınağı, Kuzeybatı Anadolu’da Biga Yarımadası’nın güneybatı köşesinde, eski adı ile Külahlı, zamanımızdaki adıyla Gülpınar köyünde yer almaktadır. Güneybatıda Baba Burnu’na (Asya’nın en batı ucu, Babakale köyü) Lectum’a komşudur.Apollon Smintheus kutsal alanı, su yönünden zengin olan bugün “Bahçeleriçi” denen yerdedir. Tapınağın üzerinde ve temenos içinde yer alan iki zeytinyağı fabrikası daha sonra (yağhane-mengene) kamulaştırılmış ve tapınağın temeli üzerinde yükselen mengene ise yıkılmıştır.

Kutsal Alanın Tanımı

Tanrı Apollon’a ait Smintheion kutsal alanı, 1853 yılında Tro- as bölgesine harita çalışması için gelen İngiliz Admiral R. N. Spratt tarafından bilim dünyasına duyrulur. R. P. Pullan 1866 yılının 13 Eylül-22 Kasım tarihleri arasında “Society of Dilettanti” adına Gülpınar’da kazılar yapar ve tapınağı arkeoloji dünyasına ayrıntılı olarak duyurur. 1980 yılında tekrar başlatılan bilimsel kazı ve onarım çalışmaları bugün de devam etmektedir.

Smintheion kutsal alanı, eski çağlarda Troas’ın önemli kült merkezlerinden biridir. Tanrının Troas bölgesinde onurlandırılmasını, öncelikle Homeros’un İlyada destanındaki “Leto ile Zeus’un oğlu Apollon, güzel saçlı Leto’nun doğurduğu” anlatımından ve Akhilleus’un büyük öfkesine neden olan olaylardan öğrenmekteyiz. Tanrının fare sminthos ( Σμινθεύς) epithetonu ile tanınması, ilk kez Troas bölgesinde karşımıza çıkar. Kültünün Troas bölgesin ilk kez ortaya çıkışı, hiç kuşkusuz bir kuruluş söylencesi ve İlyada destanındaki kimi olayların sağlıklı bir biçimde yorumlanmasında yatar. Apollon kültünün doğuşunda tarlafarelerinin verdikleri zararların ve getirdikleri felaketlerin büyük payı vardır. Apollon güçlü kralları, halklarına karşı yaptıkları haksızlıklardan ötürü farelerle yayılan veba salgınlarıyla cezalandırmasını bilmiş, hakkın yerine ulaşmasına aracı olmuştur. Mysia dilinde fareye “sminthos” denmesi, Troas’a göç edenlerin bu sözcüğü ve Smintheus kültünü ilk kez burada tanımaları, kültün Troas’a özgü olduğunu akla getirir.

1980 yılında başlayan arkeolojik araştırmalarda; tapınağın üst yapısından tamamen yoksun bırakılmış temeli ve temenos alanının varlığı saptanmıştır. Tapınağın A. Şengören’e ait mengene-yağhane ve bahçesi ile güneybatısında yer alan, Ali Onaran ve Bilal Yıldırım’a ait bahçelerin içinde yer aldığı görülmüştür. 1981 yılında ele geçirilen kolosal bir heykele ait bacak parçası, heykeltıraş Skopas’ın Smintheion ile olan ilişkisine destek sağlamıştır 1982-1983 yılı çalışmaları bizim için çok önemli olan kamulaştırma olayının gerçekleştirilmesi nedeniyle büyük bir coşku içinde yürütülmüştür. Çalışmalar, tapınağın temel yapı tasarımıyla ilgili olarak; temelin volkanik tüf dediğimiz, kolay işlenen hafif malzemeden yapılmış olduğunu ortaya koyar. Daha sonra, temel duvarları arasındaki boş alanların moloz taş-dolgu sistemiyle doldurulduğu saptanmıştır. Tapınağın güneydoğu uzun kenarı üzerinde, okunamayan krepis temelleri gün ışığına çıkarılmıştır.

1988-1989 yılarında, ilk kez Apollon Smintheus kutsal alanında koruma ve restorasyon ağırlıklı çalışmalar başlamış, anastylose ile ilgili adımlar atılmıştır. Tapınak temenosu içinde, güneybatı girişinin güneyinde, Coşkun Özgünel Sokak’ın sonunda yer alan, Bilal Yıldırım’a ait yağhane Müze-Depo olarak kullanılmaktadır. Tapınağın güneybatı daruzun köşesindeki onarım ve anastylose çalışmaları sonunda merdiven sıraları n. basamağa kadar yerlerine konmuştur.

1993 yılı Gülpınar Apollon Smintheus kazıları yine bir ilke ekip olarak imzasını atmıştır. 31 Ağustos’ta “Apollon Smintheus Tapınağı Depo Müzesi” açılmıştır. 1994 yılında hazırlıklarını tamamladığımız güneybatı köşesine konması planlanan üç sütun özgün yerlerine konmuştur. 1996-2010 yılları arasında devam eden Gülpınar kazı ve restorasyon çalışmaları tapınak dışında T. Takaoğlu başkanlığında sürdürülen “Kalkolitik Gülpınar” ve D. Kaplan tarafından devam ettirilen rezervuar-sarnıç ve Roma Hamamı kazılarıyla devam etmektedir.

Apollon Smitheion Fotoğrafları